1950'ler

Suat Hanım ve Ahşap Kapılar

Suat Hanım benim babaannem. 1950’lerde babaannemler İstanbul, Aksaray’da iki katlı ahşap evde oturuyorlar. Mahalledeki bütün evler ahşap zaten o zaman. Üstte iki oda, altta mutfak ve bir oda, girişte de büyükçe bir taşlık.

Babaannem mahallede çok sevilen bir kadın. Herkesin Suat Ablası. Ev, mutfak işi yapmayı hiç sevmez. Babaannem komşuluk sever, muhabbet etmeyi sever, keyif yapmayı sever. Misafir ağırlamayı sever. Gelen misafirlerin önüne bir tepsi taze fasulye koyar, bezelye koyar, kahve içerken hep beraber ayıklanır. Mercimek koyar, pirinç koyar, komşular bunların taşlarını ayıklar. Günün mönüsü neyse artık.

Babaannemin kocası ve iki küçük oğlu dışında onlarla birlikte yaşayan bir de yaşlı babası var. Emekli teğmen. Disiplinli bir adam. Babaanneme çok kızar ev işi yapmıyor, tembel diye. Bu baba, bazen bütün komşuları kapı kapı dolaşıp ”Suat’a gelmeyin, oyalıyorsunuz onu, sizin yüzünüzden ev işi yapamıyor.”der. Ama komşular hiç alınmaz, yine Suat Hanım’a giderler.

Bir gün ben on bir, on iki yaşındayken babaannem anlatıyor bana eski mahalleyi, komşularını. Bayram öncesi klâsiktir, evler baştan aşağı temizlenir, yıkanır, paklanır. Babaannemin karşı evde oturan Arnavut komşuları var, iki de kızları; Nezahat ile Samiye. Bunlar iki cabbar kız, boyları da en fazla bir metre elli santim ama güçleri boylarından büyük.

Bir bayram zamanı yine kendi evlerinin bayram temizliğini arife gününden önce bitirmişler, babaanneme gelmişler, “Suat Abla yardıma geldik.” diye. Yardım dediğin aslında bütün evi temizlemek. Suat Hanım daha temizlik adına hiçbir şey yapamamış. Kızlar işe girişmişler; camlar silinmiş; yerler, tahta merdivenler tahta fırçasıyla ovulmuş. En son evin iki kanat kocaman ahşap kapısı menteşelerinden kızların bir omuzlamasıyla yerinden çıkarılıp alt kattaki taşlığa serilmiş, arap sabunu ve sodalı suyla bir güzel fırçalanmış limon gibi sapsarı olana kadar. Babaannem bunu anlattığında kulaklarıma inanamıyorum. “Neden kapıları söküyor bu kızlar?” diye soruyorum. “E, çünkü kapılar yerinde takılıyken silmektense yere yatırıp foşur foşur yıkamak daha kolay.“ diyor babaannem. Sonunda işleri bitirip kapıyı yerine takıyor “Hadi eyvallah Suat Abla.“ diyerek evine dönüyor kızlar. “Bir kere de değil, bu olay her bayram öncesi yaşanırdı.“ diyor babaannem.


Görüntü Pixabay.

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Suat Hanım ve Ahşap Kapılar&rdquo için 2 yorum

  1. Hülya

    Ne güzel bir anı. Suat Hanım’ı çok sevdim.

  2. Nüket Arıkan

    Sevgiciğim ne güzel anlatmışsın… Babaanneni çok sevdim..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: