2000+

Dimitra imiş Adın

Eylül 2016, Ayvalık’tan geçişlerin yoğunlaştığı, Midilli’nin moda olduğu dönem. Öyle ki restoranlar Türkiye’den gelenler yüzünden belki de en özgün yiyecekleri olan Grek salatayı, çoban salata diye mönülerine eklemişler.

Biz de iki Türk, bir Alman, üç arkadaş en azından çok kalabalığa kalmayalım diyerek bayram öncesi Midilli’ye geçiyoruz. Otelimiz Molivos’ta. Günübirlik çevreyi dolaşıp akşam dönüyoruz. İkinci günümüzde sahil boyu aşağıya doğru ilerliyoruz. Çok şirin bir sahil kasabasına, Skala Sykamineas’a düşüyor yolumuz. En çarpıcı görüntü bir kaya üzerine kurulmuş ve balıkçıların koruyucusu olduğu söylenen küçük bir kilise. Panagia Gorgona kilisesi, balıkçı tekneleriyle birlikte denize yansıyor.

Bir kafede oturup bir şeyler içerken gözümüz kafenin arka tarafında bir bankta oturan Dimitra’ya takılıyor. O zaman onun adının Dimitra olduğunu bilmiyoruz. Üzerinde sanki bedenine sarmış gibi görünen pespembe bir uzun elbise, ayağında pembe parmak arası terlikleri, kolunda bilezikleri, beyaz kabarık saçı, göğsünde kılları ve bol makyajıyla Dimitra bankta oturuyor. Sanki etrafında hiç kimse yokmuş gibi, hiçbir yere bakmayarak, kimse ona bakmıyormuş gibi bacak bacak üstüne atmış, çenesi kalkık, başı havada öylece oturuyor.

Bir süre sonra kalkıyor, salınarak iskeleye doğru yürüyor… O kadar güzel görünüyor ki. Kafenin karşısındaki mendirekte yürüyor, bir boy gidip geliyor. Daha sonra gerçek olduğunu anımsamak için uzaktan fotoğrafını çekiyorum, ama görüntüsü zaten kafama kazınıyor. Çok güzel Dimitra, çok umursamaz.

Geçenlerde de Yunanistan’da yaşayan bir arkadaşımın sosyal medyada paylaştığı bir haberi görüyor, haberdeki fotoğrafı görür görmez tanıyorum Dimitra’yı. Yunancadan çevirisi yapılmış metinden onun hakkında şu bilgileri ediniyorum:

Dimitra, 16 yaşında ailesine bir kız olduğunu söyledi, onu bir kuruma yerleştirdiler ve yemeğine gizlice uyuşturucu haplar koydular.
20 yaşında Atina’da banklarda yaşadı.
25 yaşında hasta annesine bakmak için köye döndü.
52 yaşında, ailesi öldüğünde, kadın kıyafetleri giymeye ve yurt dışındaki dergilerden elbiseler sipariş etmeye başladı.
63 yaşında, mahallenin çocukları pencereden evine giriyorlardı, ona kötü davranıyor, videolarını çekiyor ve internete yüklüyorlardı.
64 yaşında bir akıl hastanesine gönderildi, oradan kaçtı. İki ay boyunca kayıptı ve sonunda bir araba kazası geçirerek hayatını kaybetti. Ölüsü hastanede kimsesizler arasında bulundu.
Evde radyo dinlemeyi, şarkı çalmayı asla bırakmadı…
Mesih’e, Maria Callas’a ve Greta Garbo’ya ibadet etti.
Üzüntü hayatın bir parçası olabilir, ama barbarlık değil.

Arkadaşım haberi “İyi yolculuklar kızım. Gittiğin yerde belki daha insancıl bir dünya ile tanışırsın…” notuyla paylaştı.

Nereden nereye Dimitra! Bir anlığına köyüne uğradık, seni uzaktan gördüm, görüntünü aklıma nakşettim, rüya gibiydin.


Dimitra hakkında çekilmiş bir begesel, İngilizce altyazılı. Yönetmen: Tzeli Hadjidimitriou

Görsel yazarın albümünden.

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Dimitra imiş Adın&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: