2000+

Tiyatro Oyunu – ♫

Uzun zaman önceydi. Hayatım hiç düşünmediğim biçimde değişmişti. Yaşamak için başka bir ülkeye gelmiş, hemen ardından da anne olmuştum. Hem çok yorucu hem çok farklı hem de garip bir biçimde huzurlu zamanlardı. Her şeyi tek başıma yapıyor, bütün sorumluluğu yapayalnız taşıyordum. Kendime ayıracak zamanım yoktu.

O zamanlar evimize çok gelen giden olurdu. Arkadaşlarımız da başka bir ülkede bizim gibi yeniydiler. Kimsesiz olmamak için hep iç içe oluyorduk. Yeni bir ülke, yeni bir dil, küçük bir bebek, küçük bir ev, kimi yatılı, kimi arada uğrayan bir dolu misafir arkadaş. Yardımlaşıyorduk ama yine de yükün çoğu bendeydi.

Bütün bunlar olurken bir de geldiğimiz yerde yeni kadınlar tanıdım. Bir dernek vardı ve kadınlar burada ‘faaliyet‘ yapalım diyordu. Yeterince faaliyet içerisinde değilmişim gibi “Hay hay, ben de varım.” dedim. Kadınlar bir araya gelince en çok iki şey yapmak istediler: Koro çalışması ve tiyatro. Oysa benim sesim güzel değildi ve tiyatrodan da hazzetmezdim. Üstelik bunlar için çok emek gerekirdi, kolaycacık yapılacak işler değildi. Ama kadınlar çok istekliydi. Ben işin zorluklarını anlattıkça onlar “Bir şey olmaz, biz de kendimize göre olanı yaparız.” diyip beni “Sen oyun bul, bize rol ver.“ diye ikna ettiler. Bir de, “Oyun türkülü olsun.“ dediler. Onlar heyecan içinde “Bana da rol bul, ben de oynarım.“ dedikçe şaştım kaldım. Çünkü bugüne kadar denemedikleri bir işte bu kadar istekli olan kadınlara ilk defa rastlıyordum. Nasıl da cesurlardı, çekinmek, geri durmak şöyle dursun hepsi hevesle ortaya atılıyordu.

Tiyatrodan hiç anlamıyordum, nereden bulsam, ne oyunu okusam, bu kadar kadınlı oyun var mıydı? Oğlumu çeke sürükleye buluşmalara götürüp evdekilere yemek yetiştirmekten vakit kaldıkça kara kara düşünüp duruyordum. Onlarsa her buluşmada gözlerini bana dikip soruyorlardı, “Ne zaman başlıyoruz?“

Elimde oyun yoktu, kitap yoktu, üstelik o zamanlar yabancı bir ülkede bunları bulmanın imkânı da yoktu. “Acaba ben mi yazsam?” diye kendime sordum. Cevabı bulmak fazla uzun sürmedi. İhtiyaç ya da çaresizlikle de olsa “oyun yazmak” gibi bir işe giriştiğime inanamıyordum, ben ne anlardım oyun yazmaktan? Ama kadınlar zorluyordu, mecburen başaracaktım. Evde yazacak boş zaman bulmak da sorundu. Oğlum uyusa, yemek yapmam gerekiyor, yemek yapmasam biri evde oluyor, gelen giden olmasa alışverişe gidiyordum. Ertesi gün kadınlarla buluşacaktık ve yine bana o soruyu soracaklardı, “Ne zaman başlıyoruz?“

O gün evde, ben ve oğlumdan başka iki kişi daha vardı. Birine “Çocuğu uyut.“ ötekine “Evi topla.“ diyerek yazmaya oturdum. Ve sıkı sıkı tembihledim, “Beni iki saat yalnız bırakın, ne yaparsanız yapın bu odaya girmeyin, oyun yazmam gerek.” Şaşkın şaşkın yüzüme baktılar. Ama itiraz da etmediler. İki saat boyunca ne oğlum ne de evde iş verdiklerim odanın önünden bile geçmedi.

O odada kaldığım iki saat boyunca elimde kalem, sanki yıllardır oyun yazarmışım gibi aralıksız yazdım kâğıda. Aklımda olan şeyler patır kütür dökülüyor, bir an önce yetiştirme kaygısıyla acele ediyordum. Tek derdim o kısıtlı zaman içinde bana verilmiş çok mühim görevi başarmaktı. Sanatçının eser yaratma sıkıntısı ile ilham beklemesi gibi ulvi bir şey değildi bu, bitmesi gereken ev işlerine bakınca kapıldığım telaşlı ruh haliydi. “Tamam, bitti!“ diyerek odadan çıktığımda benim kadar evdekiler de şaşkındı. Belki saçlarımın tepeme dikilmesine, belki de “Oyunu yazdım!” dememe saşırmışlardı.

O iki saatte on sayfalık, altı kadının rol aldığı bir oyun yazdım. İsteyen herkese göre bir rol vardı. Ayrıca oyun sırasında şarkı söyleyen iki kadın da olacaktı. Kısaca bütün heveslilere göre rol bulunmuş, oyun yazılmış, şarkılar seçilmiş, yarınki buluşmada “Şimdi başlıyoruz!” denecek duruma gelmiştim. Yazmak çok ciddi bir işti evet, ben bu işten hiç anlamıyordum evet, yazdığım şeye oyun bile denemezdi evet. Ama o oyun; yazmayı başardığımda beni, sahneye çıktığında diğer kadınları güçlendirdi, oyundan önceki halimize göre hepimiz kendimize daha fazla güvenir olmuştuk. Bir oyundan daha ne beklenebilirdi ki?

Seslendiren: Esra Üstündağ Selamoğlu


Ana görüntü Lesser Ury’nin “Yazı Masasındaki Kadın” tablosu’ndan. (1898)

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Tiyatro Oyunu – ♫&rdquo için 3 yorum

  1. Başak

    👏🏻🎈 çok güzel

    • Senem Esen

      evet tatlı kadınlardı, çok şey öğrettiler bana.

  2. Müthiş, müthiş….
    Başka diyecek bir şey yok….

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: