1980'ler

Aysel Taksim’de – ♫

Yine yasaklı bir 1 Mayıs. Yıl 1989. Taksim’e girmek zinhar yasak. Ama biz gireceğiz. Yani girmeye çalışacağız ve muhtemelen giremeyeceğiz. Olsun yine de gideceğiz, çok kararlıyız. İşçi değil öğrenciyiz ama onların ittifakı olarak görüyoruz kendimizi. Sendikalar günlerdir çağrılar yapıyor, çok kararlılar, “Taksim 1 Mayıs alanıdır, orada olacağız!” Biz de kararlıyız, onları yalnız bırakmayacağız! Konuşup planlar yapıyoruz, nasıl etsek, nerden gitsek?  Bıdı bıdı bıdı…

Evin sahibi ve arkadaşımızın annesi Aysel Teyze, namı diğer Aysel yine her şeye şahit. Yaptıklarımızı saçma buluyor, korkuyor da ama bize akıl vermekten de geri durmuyor, hatta bizim için plan bile yapıyor. “Güzelcene gidip çiçeğinizi bırakıp dönün, deyin ki heykele çiçek koyup döneceğiz. Ama bağırmayın ki onlar da size vurmaya.” Ona bir türlü bağırdığımız için değil hakkımız olanı istediğimiz için dayak yediğimizi anlatamıyoruz. Ne o bizi dinliyor ne biz onun önerilerini ciddiye alıyoruz. Kendi aramızda konuşmaya devam ediyoruz.  Bıdı bıdı bıdı…

O gün geliyor ve işte sokaktayız. İtiş, kakış, dayak, sopa, kaçma, kovalamaca… Taksim’e çıkamadan İstiklal Caddesi’nde hezimete uğruyor, başka yolları deniyor ama başaramadan eve dönüyoruz. Taksim Meydanı’na giremiyoruz. Aramızdan gözaltına alınanlar var, yaralananlar, ayakkabısını meydanda bırakanlar. Genç, çok genç bir işçi Tarlabaşı’nda vurulmuş diye haber geliyor, öldü diyorlar, üzgün ve öfkeliyiz. Günün tansiyonu evin içinde devam ediyor. Değerlendirmeler, kim kimi en son nerede gördü soruları, gözaltına alınanları tahmin etmeye çalışıyor hatta bazen şaka bile yapıyoruz. Taksim’e çıkamamışız ama sanki çıkmış kadar coşkuluyuz. Durmadan konuşuyoruz. Bir arkadaşın kafası kötü durumda, dispansere götürüp dikiş attırıyorlar. Eve döndüğünde kafasında bir kurdele. Dalga geçmeyin diyor ama biraz geçiyoruz. Sonra herkes hikayesini yeniden anlatıyor, nereden nasıl kaçıp kurtulduğunu falan. Arada yeni haberler geliyor, konuşmaya devam ediyoruz. Bıdı bıdı bıdı…

Bir ara Aysel Teyze yanımıza geliyor. “Ben Taksim Meydanı’na çıktım, siz nerdeydiniz?” deyince hepimiz şaşkınlıkla dönüp bakıyor ve susuyoruz, konuşmadan hikâyeyi dinliyoruz.

Aysel Teyze sabah oğlu evden çıktıktan sonra takmış çantayı koluna, atlamış otobüse. Planı tıngır mıngır Taksim’e gitmekmiş ama otobüs Taksim’e kadar götürmemiş yolcuları. “Bugün son durak kapalı, buraya kadar!” demişler, o da inmiş. Yavaşça, kalabalığa girmeden kenardan, kaldırımdan, sessizce meydana kadar yürümüş. Ama bakmış etraf sarılı, her yer polis kaynıyor, meydana çıkmak mümkün değil, usulca polislerden birinin yanına gidip “Çağam beni sal ki karşı yoldan ablama gidem.” demiş. “Yok.” demiş polis. Ama Aysel de pes etmemiş. “Guzim yorulmuşsun, terlemişsin, al da su iç.” diye elindeki suyu verip biraz da öyle bekleyince “Teyze sen burda bekleme git!” demiş bir daha. “Çok yoruldum çağam, o parktan kestirme oliy, bırak ki geçem.” demiş. Polis de yüzüne bakıp “İyi hadi git ama çabuk çabuk geç yolun karşısına.” demiş. Kolunda çantasıyla tıkır tıkır geçmiş meydandan karşı tarafa, oradan Şişli yönüne.  Epeyce yol yürümüş. Etrafta hep bize bakmış durmuş, “Acep nerden çıkacaklar meydana?” diye ağırdan almış, beklemiş kendince. Sonunda bizden umudu kesince bir yolunu bulup eve dönmüş. 

Hikâye pek de hoşumuza gitmiyor. Aysel Teyzenin polise rica minnet ederek Taksim’e çıkmasını tabii ki 1 Mayıs alanına çıkmak olarak saymıyoruz.  Ama kötü bir şey de söylemiyoruz. Sonuçta arkadaşımızın annesi, hem bizim için korktuğundan hem bizi kollamak için peşimize düşüp Taksim’e gelmiş. Hatta orada bizi beklemiş, Taksim’e çıkacağımıza da inanmış. Kötü niyet bunun neresinde?

Biz tekrar çok önemli “değerlendirme”lerimize, sohbetimize dönüyoruz. Oysa içimizden sadece Aysel Teyze Taksim’e çıkmayı başarmış. 

Seslendiren: Esra Üstündağ Selamoğlu


Ana görüntü Taksim Meydanı, kaynak.

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Aysel Taksim’de – ♫&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: