1980'ler

Sinemaya Koşan Anne

Annem birine aşık, aşkını da gizlemiyor. Aşkına kim laf edecek, biraz dudak bükecek olsa aşılması imkânsız bir duvara, engele dönüyor annem:

-Aaa hayır, çok güzel kadın, kadın timsali!

Annemin bir Yeşilçam artisti ile yaşadığı bu platonik aşka hepimiz alıştık, durumu kabul ettik. Sinemaya ne zaman onun filmi gelse, biz biliyoruz ki o filmi ilk izleyenlerden olacağız. Mahallemizin, önce market, sonra AVM, en sonunda da otopark haline gelen büyük, ferah sinema salonuna koşturarak gidiyoruz. İşler mi yetişmiyor, ocakta yemeğin altı mı son anda kapatılıyor, nasıl oluyor tam bilmiyorum, sinemaya giden ana caddenin üzerinde koşturduğumuz  anlarımız kalmış aklımda. Kiminde rüzgârdan uçan şapkalarımızı dönüp yollardan topluyoruz, kiminde açık kalan bağrımızı telaşla kapatmaya çabalayarak koşuyoruz, bazen sıcaktan kan ter içindeyiz, kiminde de annem üç çocuğunu geride bırakmış en önde sinemaya doğru koşuyor.

Bir film ise özellikle hatırlıyorum. Aynı sinemanın kapısında bir afiş. Filmin adı Bir Yudum Sevgi. Başrolde: HALE SOYGAZİ.

Perdede göründüğü an, annemdem bir iç çekiş: Ah, ne güzel kadın.

Güzel sahiden Hale Soygazi, ama annem daha güzel ondan. Hale’ye bakarken güzelleşiyor, Hale’ye bakarken hafifliyor, başka bir âleme gidiyor, dertlerini bir kenara koyuveriyor sanki.

Bir Yudum Sevgi’ye hazırız, film başlıyor.

Popomun altına koydukları paltolar sayesinde sinema koltuğunda yükseliyorum yükselmesine de, önüme de iri yarı bir kadın oturmuş, onun omzu üstünden, kafasının izin verdiği kadarından görüyorum filmi. Küçüğüm, hikâyeyi takip etmeme  olanak yok. Uslu uslu oturuyor, galiba biraz da filmin bitmesini bekliyorum. Kadınlar var filmde hep, Kadir İnanır da var. Kadir İnanır çıkınca ıslıklar yükseliyor sinema salonunda ara ara, gülüşmeler oluyor. Kadınlar matinesi bu belki? Hiç de sessiz değil salon, konuşmalar var, bir şeyler de yeniyor bir yandan.

Filmin kaçıncı dakikasındayız bilmiyorum, Kadir İnanır ve Hale Soygazi sevişmeye  başlıyorlar. Tedirgin bir kıpırdanma salonda. Hale Soygazi,  komşusundan öğrenmiş erkekler sevişirken ses çıkaran kadınlardan  hoşlanırmış, o da ses çıkarıyor, sesler çıkarıyor: Ah, oh… Gözümün önüne birden perde iniyor. Görüntü yok oluyor da, perdenin ışığını görüyorum.

Ne oldu?

Annem, eliyle siper  yapıyor gözlerime, sevişme sahnesini görmeyeyim. İtiraz etmiyorum da sesleri ne yapacağız? Salon inliyor: Aaah, oooh. Konuşmalar… Hale ile Kadir konuşuyorlar, aralarında birden kavga çıkıyor. Gözümdeki siper  kalkıyor.

Filmi seneler sonra yeniden seyrettiğimde öğreniyorum kavganın nedenini. Kadir hiç hoşlanmıyor Hale’nin o sesleri çıkarmasından. “Kocandan başka erkekle yattın mı sen?” diye soruyor, pat diye. Hale’nin tepesi çok atıyor, Kadir’i odada bir başına bırakıp gidiyor, “Vay sen bana ne dedin?” diye. Filmin sonunda halleşiyorlar.

Seneler sonra, o küçükken kulağıma yer etmiş ah, oh seslerini yeniden duyunca bir gülme  tutuyor beni. Artık çok uzaklarda yaşadığımdan annemi biçimsiz de sayılabilecek bir saatte arıyorum. Sadece şunu demek için, bir nevi nabız yoklama:

-Hale Soygazi ne güzel kadın değil mi anne?

Diyor ki:

-Aaaaa çok güzel kadın, kadının hası.

Bitmemiş aşkı, küllenmemiş.


Ana görüntü, Bir Yudum Sevgi‘nin jeneriğinden.

1984 tarihli filmin sansürlü hali şu adreste, sansürsüz haline erişemiyor.

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Sinemaya Koşan Anne&rdquo için 1 yorum

  1. Fulya İNCİ

    Sinemada başka bir filmdeki sevişme sahnesi geldi aklıma, Annemle yan yanayız, annem sıradan bir şey izliyor ya da sanki öyle bir şey yok havasında. “Eğitimli anne” o, öyle çocuğunun bakmasını engelleyemezdi. Yalnız çözememiş içinde bu durumu. Yok saymaktı çözümü. Onun o eğitimli halinin mahcupluğuna hep güldüm içimden. Canım benim, nasıl da zorlanırdı…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: